Antalya'da Web Tasarım Firması Seçerken Yapılan 5 Hata (ve Faturası Bir Yıl Sonra Kaça Çıkıyor)

Antalya'da web sitesi teklifi alırken gözden kaçan 5 detay — asıl maliyet ilk fiyat değil, sözleşmeye yazılmayan maddelerde saklı.
Antalya'da son beş yılda web tasarım ilanı veren firma sayısı ciddi şekilde arttı — Google'da "antalya web tasarım" yazdığınızda karşınıza çıkan onlarca firma, birbirine çok benzeyen paketler sunuyor: "500 TL'den başlayan fiyatlar", "1 günde teslim", "SEO uyumlu tasarım". Bu kalabalıkta doğru seçimi yapmak zorlaşıyor, çünkü sorun genelde teslimden sonra ortaya çıkıyor — site yayına girdikten 3-4 ay sonra.
Onlarca işletmeyle konuşurken hep aynı 5 hatayla karşılaşıyoruz. Bunları bilmeniz, hem para hem de zaman kaybetmenizi önler.
1. Sadece fiyata bakıp içeriği sormamak
"2.000 TL'ye 5 sayfalık kurumsal site" ilanının arkasında genelde hazır bir WordPress teması, birkaç eklenti ve kopyala-yapıştır metin var. Sorun fiyatın düşük olması değil — pakete tam olarak ne dahil, ne dahil değil sorusunun sorulmaması. Domain ve hosting yenileme bedeli kimde? Yıl sonunda site "sizin" mi yoksa firmanın barındırdığı bir hesapta mı duruyor? İçerik metinlerini kim yazıyor — siz mi, onlar mı, hiç mi kimse?
Gerçek maliyet, ilk teklif rakamı değil; 1 yıl sonra ne kadar ödediğinizdir. Bunu öğrenmenin yolu, teklif alırken "bu paket dışında ilk yıl başka ne ödeyeceğim?" diye direkt sormaktır.
2. Referans sitelere sadece ana sayfadan bakmak
Bir firmanın portföyünü incelerken çoğu işletme sahibi sadece ana sayfayı açıp tasarımı beğenip geçiyor. Oysa asıl bakılması gereken yer iç sayfalar: bir ürün/hizmet sayfası mobilde nasıl görünüyor, iletişim formu gerçekten çalışıyor mu, site Google'da aratıldığında kaç sayfası indekslenmiş.
Antalya'da özellikle turizm ve emlak sektöründeki firmalar bu konuda sık yanılıyor — ana sayfası göz alıcı ama ilan/oda listesi sayfaları yavaş ya da mobilde bozuk çıkan onlarca site var.
3. "SEO dahildir" cümlesine güvenip detay istememek
Neredeyse her teklif "SEO uyumlu" ibaresi taşıyor. Bu genelde şu anlama geliyor: site teknik olarak taranabilir, meta başlıklar girilebilir. Bu, SEO çalışmasından çok "SEO'ya engel olmayan" bir site demek. Gerçek SEO; anahtar kelime araştırması, içerik planı, sayfa hızı optimizasyonu ve düzenli takip gerektirir — bunlar ayrı bir hizmet ve genelde aylık bir bedeli var.
Teklif alırken "SEO dahil" yazan yerde şunu sorun: "Hangi anahtar kelimeler için, hangi sürede, nasıl bir raporlamayla?" Cevap net değilse, o kalem muhtemelen boş bir vaat.
4. Teslim sonrası desteğin kim tarafından, ne kadar süreyle verildiğini sormamak
Site canlıya alındıktan sonra genelde bir hafta içinde küçük değişiklik istekleri çıkar: bir telefon numarası yanlış, bir görsel değişecek, bir sayfa eklenecek. Bazı firmalar bunu ücretsiz garanti kapsamında yaparken bazıları her talebi ayrı fatura eder. Bu, sözleşme öncesi netleştirilmesi gereken bir madde — "kaç aylık ücretsiz destek var, kapsamı ne" sorusunun cevabı yazılı olarak alınmalı.
5. Sitenin kim adına kayıtlı olduğuna dikkat etmemek
Bu belki de en pahalıya patlayan hata: domain adının firma değil, tasarımcı/ajans adına alınması. İşletme sahibi bir yıl sonra ajansla anlaşamayıp ayrılmak istediğinde domain'in kendi adına olmadığını fark ediyor — bu durumda ya yeni bir domain alıp SEO değerini sıfırdan başlatıyor ya da ajansla pazarlık yapmak zorunda kalıyor. Domain ve hosting hesabının en baştan kendi adınıza/e-postanıza kayıtlı olduğundan emin olun; bu, sözleşmeye yazılacak tek satırlık bir maddeyle çözülür.
Bu beş noktayı teklif aşamasında sorduğunuzda, firmanın cevap verme şekli bile çok şey anlatır — net ve yazılı cevap veren firmalarla, "merak etmeyin hallederiz" diyip geçenler arasındaki fark, bir yıl sonra karşınıza çıkacak faturada ortaya çıkar.